Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, fon piyasalarında sorunlu portföy yönetim şirketleri ile ilgili fonların karantinaya alındığını, tasfiye ve çözümlenme sürecinin başladığını açıkladı.
Fonlarda bulaşıcılığın önüne geçildi
Şimşek, S&P Global tarafından düzenlenen Küresel Gelişmekte Olan Piyasalar Konferansı’na uzaktan bağlanarak küresel ekonomi, jeopolitik gelişmeler ve Türkiye ekonomisi hakkında değerlendirmelerde bulundu.
Fon piyasalarındaki gelişmelere değinen Şimşek, “Çok hızlı hareket ettik ve sorunlu portföy yönetim şirketlerini ve ilgili fonları karantinaya aldık. Bahse konu fonların tasfiyesi ve çözümlenmesi süreci başladı. Burada amacımız, bulaşıcılığın sistemin geri kalanına yayılmasını durdurmaktı ve bunda büyük ölçüde başarılı olduğumuzu düşünüyoruz. Elbette sınırlı bir etki oldu, ancak sistemik bir problemden bahsetmiyoruz. Sermaye piyasalarını derinleştirmeye devam edeceğiz” dedi.
Jeopolitik risklere karşı ekonomik politika
Son on yılların en karmaşık jeopolitik ortamlarından birinin yaşandığını belirten Bakan Şimşek, “Ticaretteki parçalanma temel senaryo. Ticaret yeniden şekilleniyor, tedarik zincirleri güvenlik ekseninde yeniden kuruluyor. Türkiye dışa açık ve enerji ithalatına bağımlı bir ekonomi. Bu nedenle jeopolitik kırılmalar Türkiye için çok önemli. Ancak bizim tüm bu gelişmelere yanıtımız çok tutarlı ve istikrarlı oldu. Şoklara karşı tamponlar oluşturduk, güçlü politikaları sürdürdük ve orta vadede yaşadığımız coğrafyayı bir avantaja dönüştürmeyi sağlayacak adımları da atacağız” diye konuştu.
Türkiye ve Suudi Arabistan arasındaki Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın yeni bir dönemin başlangıcı olduğunu ifade eden Şimşek, “Bölgemizin yeni ve güvenilir enerji ve ticaret rotalarına ihtiyacı var. Türkiye ve Suudi Arabistan, Körfez İşbirliği Konseyi (GCC) ülkelerini Avrupa ve Çin’e Türkiye’nin mevcut altyapısı üzerinden bağlamak için oldukça iyi bir konumda. Türkiye aynı zamanda Orta Koridor’un bir parçası. Bu açıdan, potansiyel yeni ticaret rotaları ve boru hatlarıyla Körfez’deki enerji üretimi Avrupa piyasalarına ulaşabilir” dedi.
Şimşek, anlaşmanın savunma alanının yanı sıra bölge ülkeleriyle serbest ticaret anlaşmalarının hayata geçirilmesinde de önemli rol oynayabileceğini söyledi.
Büyüme beklentisi yüzde 3’ler civarında
Türkiye ekonomisinin bu yıl yüzde 3’ler civarında büyümesini beklediklerini belirten Şimşek, cari açığın milli gelire oranının öngörülerinin biraz üzerinde kalabileceğini, ancak göstergelerin yönetilebilir seviyede olduğunu dile getirdi.
Bütçe performansının hedeflere göre güçlü seyrettiğini kaydeden Bakan Şimşek, “Türkiye ekonomisi dayanıklı olduğunu kanıtladı. Yüksek enerji fiyatları maalesef Türkiye gibi tüm enerji ithalatçısı ülkeler için bir zorluk oluşturuyor. Ancak bu zorluklar programın yönünü değiştirmeyecek. Uyguladığımız program şokları absorbe edecek şekilde tasarlandı. Elbette küresel ekonomide yaşanan sorunlardan bağışık değiliz. Ancak, uyguladığımız program sayesinde dayanıklı olduğumuzu kanıtladık” diye konuştu.
Enflasyonda enerji fiyatlarının etkisi
Gelecek 12-18 aylık dönemde enflasyonu etkileyecek unsurlar arasında zayıflayan talebin öne çıktığını belirten Şimşek, “Düşük talep, firmaların fiyatlama gücünün fazla olmadığı anlamına geliyor. Yüksek frekanslı verilere bakarsanız bunun pek çok kanıtı var. Rekor enerji fiyatları, motorin marjları, petrokimyasallar ve ham madde fiyatlarındaki artıştan kaynaklanan çok ciddi maliyet baskısına rağmen, temel mal enflasyonu yüzde 16’nın altında” ifadelerini kullandı.
Enerji maliyetlerinin enflasyona etkisine ilişkin Şimşek, “TCMB tarafından yapılan hesaplamalar, savaş olmasaydı enflasyonun yaklaşık 7 puan daha düşük olacağını gösteriyor. Yani bu yılı yüzde 20’lerin sonunda kapatmak yerine aslında yüzde 20’lerin başında kapatabilirdik. Petrol fiyatları ve diğer emtia fiyatları bu yüksek seviyelerden gerilemeye başlarsa, bu dezenflasyonu oldukça destekler yani bu yıla kıyasla ciddi bir iyileşme yakalayabiliriz” dedi.
Hizmet enflasyonunda atalet ve katılıkla mücadelede ilerleme sağlandığını belirten Şimşek, “Kira ve eğitim enflasyonunda kayda değer bir ilerleme var. Ancak, ulaştırma hizmetlerinde savaş kaynaklı bir istisna oldu” değerlendirmesinde bulundu.
Ekonomik programda yön değişikliği olmayacak
Erken seçim iddialarının tamamen temelsiz olduğunu söyleyen Şimşek, seçim sürecine kadar ekonomik programda herhangi bir değişiklik yapılmayacağını vurguladı.
Şimşek, “Hayat pahalılığıyla mücadele, seçim başarısı açısından kilit önemde. Enflasyonun düşürülmesi, gelir dağılımını iyileştirmenin anahtarı olduğu için güçlü siyasi sonuçlar elde etmenin de olmazsa olmaz koşulu. Bu nedenle popülist sapmalara yer olmayacak” diye konuştu.
Seçim öncesindeki dört önceliği açıklayan Bakan Şimşek, sosyal konut arzının artırılması, aktif iş gücü piyasası politikalarının uygulanması, hedefli destek programlarıyla KOBİ’lerin finansmana erişiminin kolaylaştırılması ve gelir dağılımını daha da iyileştirecek politikalara odaklanacaklarını belirtti.
Şimşek, “Şunu açıkça ifade etmek isterim, çünkü bazıları bunun kapsamlı bir seçim ekonomisi anlamına geldiğini düşünebilir. Ancak durum kesinlikle böyle değil. Bu dört politikanın tamamı 2027 bütçesinde zaten öngörülmüş durumda” ifadelerini kullandı.

